Filmler List
Akira
Akira, Neo-Tokyo'da bir motosiklet çetesinin, üyelerinden birinin askerî deneylere alınmasıyla Tokyo'nun yıkımına uzanan bir gizemin içine sürüklenmesini konu alıyor.
Yıl 2019. 3. Dünya Savaşı'ndan 31 yıl sonra. Yıkılan Tokyo yerine yapılan Neo-Tokyo'da kaos hüküm sürmektedir. Polis ve hükümet güçleri yeraltı örgütlerine karşı mücadele etmektedirler. Kaneda ve motosiklet çetesi, otoriteyi hiçe sayarak bildikleri gibi yaşamakta ve zamanalarını serserilik etmekle geçirmektedirler. Birgün çete üyesi Tetsuo, küçük bir çocuğun da bulunduğu bir kazaya karışır ve ağır yaralanır. Olay yerine gelen askeri birlikler Tetsuo'yu da alarak ayrılırlar ve üzerinde bir takım deneyler yaparlar. 3. Dünya Savaşı'na yol açan ve Tokyo'nun yıkılmasına sebep olan Akira Fenomeni nedir? Tetsuo'yu ne bekliyor? Kei ve örgütü neyin peşinde? Gizemler birbiri üzerine gelecek ve cevapları bu görsel şölende kendini gösterecek.

Reptilian
İnsanüstü yeteneklerini keşfeden üniversite öğrencisi Aras, ailesini ve İstanbul’u kurtarmak için insanların arasında gizlenen reptilian ırkıyla bağını öğrenmek ve kendi kimliğini kabullenmek zorunda kalır.
İstanbul’da sıradan bir yaşam süren 20 yaşındaki Aras, olağanüstü reflekslere, güce ve zekâya sahip olduğunu fark eder. Bu yeteneklerinin ardında, reptilian bir anne ile insan bir babanın yasak çocuğu olması yatmaktadır. Yüzyıllardır insanlığın arasında saklanarak dünyayı gölgeden yöneten bu ırka dair öğrendikleri, Aras’ı kendi kökeniyle yüzleşmek zorunda bırakır.

Toz Bezi
Ahu Öztürk'ün ilk uzun metrajlı filmi Toz Bezi'n de, Nazan Kesal ve Asiye Dinçsoy'un yanı sıra, Mehmet Özgür, Serra Yılmaz, Didem İnselel ve Gökçe Yanardağ yer alıyor. İstanbul'da yaşama mücadelesi veren iki temizlikçi kadının hikayesini anlatan film, bir hafta süreyle vizyonda olacak.
İki gündelikçi kadın, temizliğe gittikleri evlerdeki insanlarla kurdukları ilişki, gündelik çatışmalar, kendi arkadaşlık-kardeşlikleri ve bu yakın arkadaşlığın hiyerarşisi, hayata tutunma çabası, kadınlık, annelik, temizlik ve yoksulluk... Nesrin ve Hatun şehrin yoksulluğu ve zenginliği arasındaki bir vagonda gelip giderken, hayatı anlamaya ve kendilerine gidecek yollar bulmaya çalışırlar.

Ana Yurdu
Senem Tüzen'in ilk uzun metrajlı filminin başrollerinde Esra Bezen ve Bilgin Nihal Koldaş bulunuyor.
Sancılı bir boşanma sürecinin ardından yeni yeni toparlanmaya başlayan Nesrin ofisteki işinden ayrılır ve İstanbul'daki evini terk eder. Nesrin artık hayatta olmayan babaannesinden kalan Anadolu'daki boş köy evinin yolunu tutar. Çocukluğundan beri yazar olmanın hayallerini kurmuştur ve bu evde ilk romanını tamamlamaya karar verir. Ancak uzun zamandır görüşmediği ve de anlaşamadığı annesinin çat kapı evde belirmesiyle planları yarıda kalır. Şimdi ikisi için de birbirlerinin karanlık yanlarıyla yüzleşme zamanıdır.

Kar Korsanları
Faruk Hacıhafızoğlu'nun yazıp yönettiği, ilk uzun metraj filmi Kar Korsanları, 3 küçük çocuğun, askeri darbenin gölgesinde, evlerini ısıtmak için başladıkları masum mücadelenin hayatlarındaki sorumluluk ve gerçeklerle yüzleştikleri bir dönüm noktasına dönüşümünü konu alıyor.
Yıl 1981
Türkiye tarihinin en acımasız askeri darbelerinden birinin henüz başlarında ve o yıl Türkiye, son yılların en ağır kışıyla da karşı karşıya
Doğunun en ücra köşesinde aylarca karların kalkmadığı, geniş bir tarihi mirasın üstüne kurulmuş Kars'ta o yıl, halk için kömür ihtiyacı özgürlük ihtiyacıyla yarışmaktadır. O kış kömür, mücevher değerinde, hatta parayla satın almak bir yana, birkaç devlet kurumunun ve ayrıcalıklı kişinin ulaştığı bir elmastır. Darbe şehri soğukla cezalandırmaktadır.Tek servetleri kızakları ve ayrı ayrı hayalleri olan Serhat, Gürbüz ve İbo da bembeyaz karlara tezat, simsiyah kömürün peşinde dayanışmanın gücünü keşfedecekleri bir yolculuğun başındadırlar. Üçü için de ara karnelerin alındığı bu tatile, oyundan daha çok kömür arayışı damgasını vurur. Kaynaklar oldukça sınırlıdır. Sobaya atmak için birkaç parça yanmış kömür artıkları peşinde başlayan arayış, onları zeka ve mücadele gücüyle yeni kaynaklar bulmaya itecektir.

Asimetrik
İnsanların en büyük zaaflarını (kadın, erkek, şöhret, para, ihtiras vs
) sorgulayan filmde, bu oyunun sonunda, kimlerin sağ kalacaktır?
Üniversite kampüsünde biz dizi intihar ve cinayet olayları gerçekleşmektedir. İntihar eden en son kişi de, Duygu'nun alt kat komşusu, üniversiteden arkadaşı Aslı'dır. Duygu bir tesadüf eseri Aslı'nın laptopunu karıştırırken, daha önce bilmediği bazı bilgilere ulaşır. Bunun üzerine Aslı'nın ölümünün intihar olmadığını düşünmeye başlar ve olayı araştırır.

Saklı
Selim Evci'nin yazıp yönettiği üçüncü uzun metrajlı filmi Saklı'nın başrollerinde İlhan Şeşen, Türkü Turan, Settar Tanrıöğen ve Pelin Akil'in rol aldığı film iki ailenin birbirleriyle kesişen saklı hayatlarını konu alırken, aynı zamanda insanın kendi içindeki 'saklı' duygularına da işaret ediyor.
Vakur kişiliğiyle tanınan bir müzisyen Mahir Bey (İlhan Şeşen), kızının arkadaşı Duru (Türkü Turan) ile saklı bir ilişki yaşamaktadır. Duru'nun babası Ali Bey (Settar Tanrıöğen) geleneklerine bağlı, ailesine düşkün iki kız babasıdır. Mahir Bey ve Duru korkuları yüzünden birbirlerinden uzaklaşmak üzereyken, Ali Bey'in bu saklı ilişkiyi fark etmesi an meselesidir.

Kanlı Ocak
Sovyet İmparatorluğu'na karşı baş kaldıran özgürlük savaşçıları sokaklara dökülür, her iki tarafın ortasında ise iki tarafta da oğlu olan bir ana vardır.
Bakü'de 1990 yılının Ocak ayı, Sovyet İmparatorluğu'na karşı baş kaldıran hoşnutsuzluk dalgası devrim ruh hali yaratmaktadır. Özgürlük savaşçıları sokaklara dökülür, barikat kurarlar. Gerçek manada kardeş katliamı bekleniyor: Barikatın bir tarafında Afganistan'da savaş tecrübesi geçmiş Mehdi kendi sevgilisi Larisa, arkadaşları Hüseyin, Ali, Abbas, ve Zita ile birlikte Azerbaycan'ı özgür görmek isteyenlerin cephesinde, öbür tarafta ise onun doğma kardeşi Necef Sovyet hakimiyetinin muhafaza edilmesine çalışan, özgürlük severlere karşı yapılabilir askeri operasyonun başında Moskova'dan Bakü'ye ezam olunan yüksek görevli kişiler, ayrıca onların belirlediği yerel memurlardır. Ortada ise her iki evladını çok seven-muhteşem ANA var.

Ah Yalan Dünyada
Yakın zamanda kaybettiğimiz ünlü ozan Neşet Ertaş'ın bilinmeyen yanlarını konu alan filmde, ozanın hayat felsefesinin derinlikleri oldukça özel görüntüler ve anılarla ilk defa gün yüzüne çıkıyor.
Almanya'ya neden gitmişti? Sıladan uzakta geçen 30 yıllık gurbet hayatında nerde ve nasıl yaşamıştı? Yaşarken "Neşet Ertaş öldü" diyenlere nasıl bir şiirle cevap vermişti? Almanya'da kendisini ağırlamak için bir restoranda masayı her türlü yiyecek içecekle dolduran hayranlarından istediği yemek neydi? Türkiye'ye dönmeye kimler ve nasıl ikna etmişti? Yıllar yılı talan edilen türkülerinden ilk defa nasıl telif alabilmişti? 2000 yılındaki Harbiye Açık Hava konserine çıkarken neden endişe ediyordu? Ürgüp Konserinden dönerken konserden kazandığı bütün parayı yolda kime dağıtmıştı? Heykelini yapmak isteyen Kültür Bakanı'na, kendisine devlet sanatçılığını teklif eden heyete ne demişti? Ölüm döşeğinde, dostlarından son isteği, yazdığı son şiiri neydi? Ah Yalan Dünyada bestesini niçin yapmıştı? Ah Yalan Dünyada, tüm bu sorular yanıtlanıyor.

İntikam Peşinde
Yönetmenliğini Arnold de Parscau'nun yaptığı, filmin baş rolünde "Inglorious Bastards" filminden hatırlayacağımız Denis Ménochet var.
Bir adam geceden kalmış bir şekilde boş bir arazide şafağa karşı uyanır. Oteline geri döndüğünde sırtındaki dikiş izlerini fark eder. Şimdiki mesleği cerrahlık olan eski metresi böbreğini çaldırmış olabileceğini söyler. Bunu yapanları bulmak ve intikamını almak ister ki bu yolda her şeyini feda etmeye hazırdır. Başta işini olmak üzere tüm hayatını bu suça odaklar...

İçimdeki Balık
Barış otuzlu yaşlarının sonlarında, sol eli annesi ona hamileyken kullandığı ilaçlardan dolayı garip bir şekilde yüzgeçi andıran, deniz biyoloğu bir adamdır. Ruhsal anlamda da sorunları olan Barış'ın kışları karanlık ve depresif, yazları aydınlık ve manik geçer.
Yıllarını üniversiteye verdikten sonra Barış, babasının bir tekne kazasında ölümüyle birlikte, kendisini babasının sorumluluklarını ve akvaryumcu dükkanını devralmakla zorunlu bulmuştur. Barış akvaryumcu dükkanında yaptığı araştırmalarla, kendindeki fiziksel ve ruhsal bozuklukları bilimle anlamlandırmaya çalışır. Kendine kurduğu bu sınırlı yaşam, annesinin ölümüyle gittiği hipnoterapi uzmanı Cengiz ile son bulacaktır. Cengiz derin bir hipnoterapi seansıyla Barış'ı yakın geçmişiyle yüzleştirmeyi başarır ve içinde sıkıştığı akvaryumdan okyanusa açılmasına yardımcı olur. Babasının eski teknesiyle Ege Denizinde uzun bir yolculuğa çıkan Barış, yıllar önce tanıştığı serbest dalış denemeleri yapan, aktivist genç bir dalgıç olan Deniz ile karşılaşır. Deniz'in deniz ile olan özel ilişkisi hem duygusal hem de bilimsel anlamda Barış'ın fazlasıyla ilgisini çeker. Ancak bilim ve aşk yan yana formüle edilmesi çok zor iki kavramdır. Kısa sürede ortaya çıkan çatışma ikilinin ilişkisinin sonunu hazırlamışken doğa ana devreye girecek, bilim ile aşkı en saf noktasından birleştirecek ve yeni bir ailenin tohumlarını atacaktır.

Beni Sen Anlat
Bahar ve ailsei polisten kaçmak için gizlice tanıdkları bir ailenin villasına yerleşir. Bu esnada tarih 12 Eylül'dür.
İstanbul'un bir gecekondu mahallesinde ailesi ile yaşayan Bahar'ın ideali güzel sanatların sınavını kazanıp resim bölümünde okumaktır. Babasının siyasi kimliği nedeniyle polisçe aranması üzerine bir gece yarısı apar topar evden ayrılıp yeni ev tutana kadar komşularının boya badana işlerini yapıp bitirdiği lüks bir villaya kısa süreliğine gizlice girerler.Villanın sahipleri, çocuklarının lösemi hastası olması dolayısıyla, tedavi için bir süreliğine yurt dışına çıkmıştır. Evde kaldıkları ilk günün sabahında takvimler 12 Eylül'ü gösterirken, ordu tekrar yönetime el koyar.Kapana kısılan aile şimdi daha çaresizdir. Bahar evde kaldıkları sürede zamanla kendisini o dünyaya ait hisseder; ancak olaylar geliştikçe yanıldığını anlayacak,asıl gerçeği görecektir.

Kendinol
Bir ilk yönetmenlik denemesi olan Kendinol, kendimizi uzak gördüğümüz, aslında içinde olduğumuz bambaşka bir Dünyanın kapılarını açıyor. Internet çağı gençliğinin, hayatı yeni algılayış biçiminden ortaya çıkacağı düşünülen bir oyun, üzerine yapılmış bir film. Bugün interneti gerçek Dünyadaki varlığımıza, işlerimize, ismimize ve imajımıza destek olması için kullanıyoruz. Ya bu bir gün tersine döner de; Gerçek Dünya, bugün sanal Dünya dediğimiz yer olur ve gerçek hayatta yaptığımız her şey bu Dünya'ya katkı için yapılırsa?
Ünlü oyuncu Zeynep, kamp yapmak için izinsiz girdiği bir özel mülkte iki adam tarafından yakalanıp bir depoya hapsedilir. Kendisini bağladıkları sandalyeden ve kapattıkları yerden kurtulmak için büyük mücadele veren Zeynep'in neden o kamp alanına geldiği hikaye ilerledikçe anlaşılır. Zeynep kurtulduğunda ise o ana kadar olup biten her şeyin nasıl bir oyunun parçası olduğu anlaşılır.

Mutlu Kuzular
Kadir Sözen'in hem yönetmenliğini yaptığı hem de senaryosunu yazdığı Mutlu Kuzular, güvenli ve mutlu bir yuva kurmaya çalışan tek bir annenin ve iki çocuğunun, bir sırrın açığa çıkması nedeniyle, dağılan yaşamlarını konu alıyor.
Elmas, oğlu Can ve kızı Sevgi ile birlikte yaşamakta ve çocuklarına rahat bir hayat sağlayabilmek için canını dişine takarak çalışmaktadır. Ne var ki, 16 yaşındaki Can'ın, annesinin fahişe olarak çalıştığını öğrenmesiyle birlikte, bu mutlu tablo bir anda paramparça olur. Can ne yapacağını bilemez, saldırganca bir tutum içine girer. Elmas da yıkılmıştır ve ümitsizlik içinde kızı Sevgi'ye tutunur. Ama Can, kardeşi Sevgi'yi de alarak dedelerinin evine kaçar. Artık Elmas yapayalnız kalmıştır. Derin bir boşluğun içine düşer, zira yıllarca sadece çocukları için yaşamıştır.

Buz ve Gökyüzü
Oscar ödüllü yönetmen Luc Jacquet, "İmparator'un Yolculuğu"ndan sonra bir kez daha Antarktika'ya dönüyor.
Ünlü buzul bilimci Claude Lorius, Antarktika'da bir kutlama esnasında sondajdan çıkan bir buzu viskisine atmasıyla fark eder ki, erimekte olan buz aslında bir tarihi eserdir ve ortaya çıkan hava ise belki de yüzyıl öncesine aittir! Bugün 82. yaşını kutlayan Lorius'un 1957'de başlayan araştırma serüvenini, 2015'te bir vasiyetnameye dönüştüren Jacquet, seyircisine buzulların kalbinde gizlenmiş gerçekleri, ilk ağızdan öğrenme şansını veriyor.

Tepecik Hayal Okulu
Belgesel, uzun metraj filmi 'Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak' la tanınan, Ahmet Uluçay'ın beyninde ki tümör için ameliyat olmasından sonra, sinema tutkusu ve hayalleriyle yarattığı dünyayı konu alıyor.
Yaşadığı her anı görsellikle tasvir etme tutkusu, sinemayla büyülenmiş birine tüm yapım zorluklarıyla, engellerle mücadele etme gücü verebilir mi? Kısa filmleri ve tek uzun metraj filmi 'Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak' la tanınan, Ahmet Uluçay, bundan on iki yıl önce beynindeki tümörle tanışır ve onu aldırmak için ilk ameliyatını olur. Bu film, Uluçay'ın düşle gerçek arasında gidip gelen yaşamına paralel biçimde hastane koridorlarının yarı karanlığından köye, çocukluğa, düşlere, bir sinema tutkununun dünyasına taşır bizi.

Karayel Poyraz
Genç ve amatör oyuncu kadrosu ile dikkat çeken, Karayel Poyraz filmi bir gençlik hikayesidir. İstanbul'dan Karadeniz Bölgesi'ne gelen farklı düşüncedeki üniversiteli gençlerin bir nevi mutluluk arayışı anlatılır.
Samsun 19 Mayıs Üniversitesi'nin müzik bölümünde okuyan Emre ve Birtan'ın bir müzik grubu vardır. Bu grubun adı Nazar saz ekibidir. Nazar saz ekibi Samsun'da kafeteryalarda, barlarda ve hatta düğünlerde müzik yapmaktadır. Bir gece Samsun'un bir ilçesinde düğün ekstrası almışlardır. Ancak grubun bayan solisti Songül rahatsızlığı sebebiyle düğüne gelememiştir. Aşırı öz güveni ve pratik zekâsıyla ekipte kendini belli eden Emre bir peruk ve bayan kıyafetini Birtan'a giydirir. Amacı ekstrayı kaçırmamaktır. Ancak Birtan'ın bir şartı vardır. Birtan silah sesinden korkmaktadır Düğünde silah atılmayacağı sözünü almışlardır. Sarhoş bir gencin silahını ateşlemesiyle Birtan korkudan kendini yere atar. Peruğu düşer. Nazar saz ekibinin foyası ortaya çıkar. Ertesi gün yerel gazetelerde bu olay baş haber olur. Ortada bir sorun vardır. Ekstraya gittikleri tüm müzik aletleri okulun malıdır. Düğünde dayak yedikleri yetmemiş gibi müzik aletleri de parçalanmıştır

Yola Çıkmak
Paralel olarak anlatılan iki hikayenin Konya'da bir otelde kesişmesini anlatan film, T.C. Kültür Bakanlığı deseteğiyle gerçekleşmiş ve il gösterimini 2014 Adana Altın Koza Film Festivali'nde yarışma filmi olarak yapmış.
Samet Mutlu Kadıköy'de bir barın düzenini sağlayan bir fedaidir, babası evi terk ettikten sonra evi terk etmiş, bir daha eve dönmemiştir. Emre, Samet'in erkek kardeşi, annesi ile birlikte yaşıyordur. Anne, Fatma Mutlu 55 yaşında bakıma muhtaç bir kadındır. Samet'in, Emre'nin, anne Fatma'nın hayatı Samet'in uzun zaman sonra gelmesiyle değişir. Emre ve Samet kayıp babalarını aramak üzere annelerini ablalarına teslim edip, İstanbul'dan Konya'ya gitmek için ayrılırlar. Paralel anlatılan hikayenin kahramanı Ayşe Bedir, Bursalı 35 yaşında güzel bir kadındır, bankacı kocası Burak ve 7 yaşındaki kızı Ceren ile yaşamaktadır. Ayşe, kocasını aldatıp ta yakalanınca, sevgilisiyle beraber Konya'ya kaçar. Ve diğer hikayedeki ağabet kardeş ile Konya'da ki bir otelde yolları kesişir.

Barselona'da Bir Yılbaşı Gecesi
"Barselona Geceleri" serisinin ikinci filmi Barselona'da Bir Yılbaşı Gecesi'n de Barselona sokakları yılbaşı gecesi, birbirinden farklı aşk hikayeleriyle ısınacak.
Binlerce hikayenin saklı olduğu bir yılbaşı gecesi Barselona'da kahramanlarımız birbirinden farklı aşklar yaşamaktadır: Carles ve Paula, çatırdayan evliliklerini ayakta tutmanın mücadelesini verirken, Oscar hayatının aşkını arama yolunda hiç ummadığı bir limana demir atar
Laura, yıllarca sakladığı sırrını ailesine açmak üzereyken, Miguel kutlamalar sırasında çocukluk aşkına rastlar ve bütün kutlamayı birbirine katar.

61. Bölge
İki mafya ve bir bölge, güçlerin çatışması. Filmin senarist ve yönetmeni Cuma Uğurlu. Çekimleri Of'ta gerçekleşen filmin oyuncu kadrosunda yer alan oyuncuların tamamı bölgede esnaflık yapan amatör isimlerden oluşuyor.
Özel eğitimle yetiştirilen Adnan'ın tayini Of'a çıkar ve yeni görevi için yola çıkar. Mahmut, Of ve çevresindeki girdiği tüm ihaleleri kazanınca bölgede daha önemli bir güç haline gelir. Ama ne var ki Trabzon'dan tanıdığı bir adam olan Ömer'in oğluna geri çeviremeyeceği bir vaatte bulunur...

Dolanma
Tuç Davut'un yazıp yönettiği Dolanma'nın başrollerinde Muhammet Uzuner ve Defne Halman yer alıyor.
Kemal ve Cemal, Batı Karadeniz'deki bir köyün dışında, babadan kalma evde yaşayan mevsimlik orman işçisi iki kardeştir. Kadro alamamaları onları belirsiz bir geleceğe sürüklemektedir. Yeni bir yaşam kurma umuduyla Kemal'in peşine takılıp gelen Nalân kısa sürede evi sahiplenir. Nalân'ın varlığı, annelerinin ölümüyle sarsılan Cemal'e huzur verirken Kemal'in kaygılarını artırır.

Hayvan Düşü
Danimarkalı yönetmen Arnby'nin bu ilk uzun metrajlı filmi olan Hayvan Düşü, metaforik anlatıma sahip bir korku filmi olarak izleyenlerle buluşuyor.
Marie, Danimarka'da küçük bir balıkçı kasabasında yatalak annesi ve onlara bakan babasıyla yaşıyor. Büyüdükçe küçük kasabanın cinsiyetçi ve kısıtlayıcı ahlakına daha fazla maruz kalıyor. Derken bu çekici, sağlıklı ve özgür ruhlu kızın büyüme sancıları ürkütücü bir fiziksel şekil almaya başlıyor. Ve Marie kurt kimliğini kucaklıyor...

Firak
Odun kömürü işi olan torlukçulukla geçinen iki kardeş, Bahar'ın hayatlarına girmesi ile her şey değişir.
Orhan ve Ali bir dağın tepesinde yaşayan iki kardeştir. Babalarının mesleği olan torlukçuluğu devam ettirerek, yaşamlarını sürdürmektedirler. Eve gelin olarak gelen Bahar, iki kardeşin hayatlarını farklı yönlere savurur.

Beni de Götür
Film, hayatının akışını eline alamayan, elinde tutamayan kadınların dramını konu almakta.
Bir genç kızın hayatından kesitler sunan, istemediği bir hayatı yaşamak zorunda kalan Ayşe'nin hayatını anlatan filmde; Amcası ve yengesiyle yaşayan Ayşe Ali'yi sevmesine rağmen hiç tanımadığı Ahmet'le evlenmek zorunda kalır! Zaten Ayşe her gün işe gidip gelmek dışında bir şey yapmıyor, ara sırada üniversite okumak için İstanbul'a giden Ali'nin annesine uğruyordur. En mutlu zamanlarını orada geçiren Ayşe hem Ali'den haber almanın keyfini, hem de sevdiği adamın annesinin yanında olmanın mutluluğunu yaşıyordur! Ama kocası Ahmet'in başına gelen bir kaza Ayşe'nin de felaketi olur...

Marnie Oradayken
Bir İngiliz çocuk kitabı klasiği olan Marnie Oradayken, iki küçük ve yalnız kızın arasında filizlenen dostluğu anlatılıyor.
Yazın şehirdeki bir yetimhaneden Hokkaido'da deniz kenarındaki ıssız bir köye gönderilen Anna, günlerini bataklığın içinde geçirmeyi hayal eder. İnsanların çoğunu içine alan sihirli çemberin dışında olduğuna inandığından etrafındakilerle mümkün olduğu kadar az iletişim kurup "sıradan yüzü"nü gösterir. Anna, kendisini olduğu gibi kabul edecek biriyle karşılaşamayacağını düşünür ama bu köyde tanıştığı Marnie, onu haksız çıkartır. Kısa sürede kaynaşıp çok iyi arkadaş olurlar ancak Anna, arkadaşlığın sıcaklığını tattığı kadar yeni arkadaşının geçmişini de merak etmeye başlar
.

Burgonya Dükü
Yaşamını kelebekleri incelemeye adamış bir kadın, ilişkisinin sınırlarını zorlamaya karar verir.
Otuzlu yaşlardaki Evelyn, amatör bir Lepidopterist (Kelebek, güve gibi Lepidoptera sınıfındaki canlıları yakalayan, toplayan ve üzerilerinde araştırmalar yapan entomolog)'tir. Her gün günlük ev işlerini yapmak için Orthopterist (Düzkanatlılar sınıfındaki canlıları yakalayan, toplayan ve üzerilerinde araştırmalar yapan entomolog) Cynthia'nın evine gider. Evelyn'den on yaş büyük olan Cynthia'nın soğuk ve merhametsiz tavırları onu daha zarif bir kadın olarak gösterirken, Evelyn'e karşı kötü davranmasının önüne geçmez. Cynthia'nın Evelyn'e kötü muamelesi her geçen gün artar. Evelyn'e verdiği görevler daha mahrem, sınırları aşan ve aşağılayan noktalara gelir; ancak Evelyn hiç itiraz etmez. İkilinin her gün uyguladıkları bir ritüel haline getirdikleri bu durum her defasında Evelyn'nin cezalandırılmasıyla son bulur. Ancak Cynthia, Evelyn ile yaşadıkları ilişkiden bir süre sonra yorulur ve daha geleneksel bir ilişkinin özlemini duyar. Evelyn'nin bağımlılığı ikilinin ilişkisini kopma noktasına getirmek üzeredir...

Bir Gece
Eski bir kimya öğrencisi olan Batuhan patronu Levent'e verdiği sözleri yerine getiremez. Batuhan, ihtiyacı olan parayı bulmak amacıyla çıktığı yolda farkında olmadan altı kişinin daha hikayesine yön vermektedir .Teori ne diyordu? Altı derece!
İstanbul için sıradan bir gece, Batuhan eski bir kimya öğrencisidir ve yeni bir uyuşturucu türü olan "Meth" i evinde ürettikten sonra semtin patronu Levent ile başı belaya girer, ona olan borcunu ödeyemediği zaman da neler olacağını çok iyi bilmektedir. Leyla şehre, aşık olduğu adam Kemal için taşınan genç alman bir kızdır. Erkek arkadaşı Kemal hem ayrılmak isteyip hem de bebeğini aldırmaya zorlayınca çareyi haplarda bulur, Leyla son anlarında tesadüfen aradığı bir numaradan Batuhan isminde birisi ile tanışır. Batuhan bu durumdan faydalanarak Leylayı soymaya karar verir. Bütün bu olayların kesiştiği tek adam Taksici Adem'dir. Tolga ve arkadaşı Kemal travesti kılığında büyük patron Levent'i soymaya çıkarlar ama işler istedikleri gibi gitmeyince, silahlar terse döner. Patron Levent için çalışan usta bir kiralık katil olan Aziz işi bırakmaya karar vermiştir ama Levent'in son bir iş ricasını da kıramaz, Aziz son kez öldürmeye çıkar ve Batuhan'ın kapısını çalar.

Tek Aşkım
Romnatik komedi ve dram türlerini harmanlayan Tek Aşkım'ın başrollerinde, Mad Men dizisindeki rolüyle ünlenen Elisabeth Moss, Mark Duplass ve Ted Danson yer alıyor.
Boşanmanın eşiğinde olan Ethan ve Sophie, evlilik terapistlerinin önerisiyle doğayla iç içe, güzel bir kır evine tatile giderler. Romantik ve eğlenceli başlayan bu hafta sonu kaçamağı, beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. Orada kendilerinin çok daha iyi, seksi ve güzel versiyonlarının karşı kulübede yaşadığını keşfedince olaylar çığırından çıkar.

Lolo
Romantik filmlerin unutulmaz aktrisi Julie Delpy bu sefer hem yönetmen, hem senarist, hem de başrol olarak karşımıza çıkıyor.
Violette, 40 yaşında, hayatını moda sektörüne adamış başarılı bir kadındır. Yıllar boyunca farklı farklı sebeplerden dolayı uzun soluklu bir ilişkisi olamayan Violette, tatil için gittiği spa tesisinde şans eseri, bir bilgisayar dahisi olan Jean-René ile tanıştığında en sonunda aradığını bulur. Jean-René moda dünyasından ve Violette'in alışık olduğundan çok daha farklı biri olmasına rağmen, ikilinin arasında inkar edilemez bir kimya vardır. Ancak ilişkilerinin ciddiye binmesiyle Jean-René'nin aşması gereken bir engel daha vardır; Violette'in bir tanecik oğlu Lolo... Dışarıdan çok tatlı ve ilgili gözükmesine rağmen Lolo, Jean-René'yi bir türlü sevemez ve annesine layık bulmadığı bu adamı uzaklaştırmak için gizli bir harekat başlatır!

Sessizliğin Bakışı
2012'de Oscar'a aday olan belgeseli The Act of Killing (Öldürme Eylemi)'nde 1960'larda Endonezya'da yüzbinlerce insanı öldüren katillerle bizi çok yakından tanıştıran Joshua Oppenheimer, Sessizliğin Bakışı'nda ise bizi o günlerde abisini kaybetmiş Adi ile tanıştırıyor.
1960'larda Endonezya'da yaşanan katliamda, ağabeyinin ölümünün detaylarını Öldürme Eylemi'nin çekimleri sırasında öğrenen Adi, bugün hâlâ iktidarda olan katillerle yüzleşmeye karar veriyor. Kuşkusuz çok cesur bir karar bu. Bazı sorular nasıl sorulur ki? Ama bir o kadar da sessiz bir onur var Adi'nin yüzleşmelerinde. Amacı suçlamak değil, anlamak. Adi, söze gelmeyecek kadar korkunç bir travmaya bir kapanış cümlesi arayan, kolektif bir kabusun özrünün ve dolayısıyla şifasının peşine düşmüş bir savaşçı.

Eden
Eden 1990'ların başında Paris'te DJ'lik yapan bir gencin yükseliş ve düşüş hikayesini ekranlara getiriyor.
Yönetmen Mia Hansen-Love bizleri Daft Punk'ın da prodüktörlüğünü yapan Fransız DJ Paul'ün hayatını merkeze alarak Fransa'da elektronik müziğin son yirmi yılını anlattığı bir yolculuğa çıkarıyor. Greta Gerwig, Paul Etienne ve Brady Corbet'in de performanslarıyla dikkat çeken Cennet, hata yapmanın ve düşerken başkalarında yakalanabilen umudun parıltılarıyla dolu.

Çekmeköy Underground
Filmde, yaşadıkları mahallelerde gitgide alanları daralsa da dansları, şarkıları ve kendilerine özgü stilleriyle hayallerinin peşinde koşan, kendilerine mekansız krallar diyen gecekondulu gençlerin hikayesi anlatılıyor.
Çekmeköy Underground lüks semtlere dönüşen gecekondu mahallelerindeki gençlerin öyküsüdür. Beatbox yapıp dans eden mahallenin gençleri yıllardır hayalini kurdukları stüdyoya kavuşmuşlardır. Bir yandan yetenek yarışmasına hazırlanmakta bir yandan da hapisten çıkacak abileri için heyecanla 'arabesk rap' tarzı bir klip hazırlamaktadırlar. Cemal Abi, nam-ı diğer 'Küllü Harap' hapisten çıkar gelir ancak kendi hayal dünyasında yaşattığı aşk hikayesi dışında hiçbir şeyle ilgilenmez. Üstelik haksız yere hapse girdiği bilinen Cemal'in, aşk yüzünden kaçakçılık yapmış olduğu ortaya çıkar. Aşkın getirmiş olduğu trajediden kaçmaya çalışan gençler dansla, müzikle hayata tutunmak isteseler de İstanbul'un ışıltılı acımasızlığı hayallerine kurşun sıkacaktır.

Antikacı
Yönetmenliğini Aclan Büyüktürkoğlu'nun üstlendiği Antikacı'nın başrollerinde Ertan Güleç, Didem Baylan, Övül Kocaman ve Tuna Ata bulunuyor, senaryosu da yine yönetmene ait.
Aile içinde oynanan küçük kıskançlık oyunları büyük bir trajediye dönüşür ve aile reisi Ertan intihara teşebbüs eder. Komada hastaneye yetiştirilmeye çalışılırken, yolda hayal meyal gördüğü kişiler ve duyduğu sesler, onu bilinçaltında bir yolculuğa çıkarır. Bu yolculuk esnasında Ertan hem pişmanlıklarıyla hem de kibir yüzünden kaybettiği aile bireyleriyle karşılaşır. Ancak, onları tanıyabilmek ve yaptıklarını anlayabilmek için pek çok bilmeceyi çözmek, ruhu huzura kavuşmadan önce kendiyle yüzleşmek zorundadır.

Netekim Karakolu
Mersin'de yaşanmış gerçek bir hikayeden uyarlanan filmde 12 Eylül döneminde siyasi olaylarla ilgisi olmayan insanların yaşadığı trajikomik olaylar anlatılıyor.
Mersin'de yaşanmış gerçek bir hikâye
1970 yılında Toroslar'ın eteklerinde yaşayan bir grup genç amatör olarak aksiyon filmi çekmeye kalkışır. Karşılaştıkları bin bir türlü ilginç olaylardan dolayı film yarım kalır
12 Eylül 1980 darbesinde gençlerden birinin evinde çektikleri filme ait fotoğraflar, senaryo ve 8mm film makaraları bulunur. Başta film çekmeye çalışan gençler olmak üzere filmde oynayan bütün köylü silahlı suç örgütü kurmaktan, adam öldürmekten ve gerilla eğitimi almaktan günlerce karakolda sorgulanır. Köylünün ifadeleri doğrultusunda örgütün arkasında KGB mi? CIA mı? Ya da Churchill (Çörçil) mı? Olduğu konusu da komutanın kafası karışmıştır
Filmde o dönem siyasi olaylarla ilgisi olmayan insanların yaşadığı trajikomik olaylar anlatılıyor

Kayıp Nehir
Ünlü oyuncu Ryan Gosling'in ilk yönetmenlik denemesi olan Kayıp Nehir, Amerika'daki emlak krizi hakkında gerçeküstü bir masal.
Bekar bir anne olan Billy, evini kaybetmek üzereyken acil para ihtiyacını karşılamak için esrarengiz bir gece kulübünde çalışmaya başlar. Billy'nin oğlu Bones ise yıkılan şehrin kalıntılarını satmaya çalışırken insanları bıçağı ile parçalamaktan çekinmeyen acımasız Bully'nin hedefi olur. Bu fantastik dünyanın tek kurtuluşu ise yıllar önce nehir suları altında kalan bir parçayı su yüzüne çıkarmaktır. Şehir kahramanını beklerken herkes kendi kaderine itiraz edecektir.

Son Efsane
Usta yönetmen Stephen Frears imzalı "Son Efsane / The Program", üst üste 7 kez kazandığı Fransa Bisiklet Turu şampiyonluğuyla dünyaca ünlü bir efsaneye dönüşen ve yıllar sonra doping kullandığını itiraf eden Lance Armstrong'un skandallarla dolu gerçek öyküsünü anlatıyor.
Spor yazarı David Walsh, Armstrong'un Tour de France başarısının sebebinin doping olduğuna inanmakta ve bu yalanı ortaya çıkarmak için araştırma yapmaktadır. Kanseri yendikten sonra kazandığı tarihi başarılar ile kahramana dönüşen, son yılların en popüler figürlerinden biri olan Armstrong'un şöhret basamaklarındaki yükselişini ve düşüşünü anlatan filmin senaryosunu "Trainspotting"in senaristi John Hodge, yapımcılığını ise "Philomena" ve "The Theory of Everything"in yapımcıları üstleniyor. Armstrong'u Ben Foster'ın canlandırdığı filmde Chris O'Dowd, Guillaume Canet ve Dustin Hoffman da rol alıyor

Karaman'ın Koyunu
Kartal Çıdamlı'nın yönetmenliğinde, Osmanlı döneminde geçen aşk komedisinin başrollerinde usta oyuncu Halit Akçatepe, Dost Elver, Melis Tüzüngüç, Fırat Çöloğlu ve Sami Aksu gibi isimler bulunuyor.
Disiplinsiz bir kışlanın askeri olan Bahtiyar çeşme başında gördüğü Mihriban'a tutulur ve izdivacına talip olur. Mihriban da ona gönlünü kaptırır, fakat kışla kumandanı Albay Rıza onu istemeye gelecek ve babası da verecektir. Bahtiyar, kumandanın üniformasını çalar, Mihriban'ı istemeye gider. Kendisini Karaman Paşa'nın sağ kolu Albay Bahtiyar olarak tanıtır. Bu sırada Albay Rıza gelir. O da Mihriban'ı ister. Mihriban'ın babası kızını hangisine vereceğini bilemez. Sahte albay Bahtiyar ile kışla kumandanı Albay Rıza birbirine meydan okur. İkisi de kışlayı teftişe gelecek olan Karaman Paşa'yla kızı istemeye geleceğini söyler. Bakalım Karaman Paşa kızı hangisi için isteyecektir? Karaman Paşa Osmanlı ordusunun en şanlı ve en sert paşasıdır. Zabitleri ve askerleri kurşuna dizdirmekle ünlüdür. Mihriban'ı isteyen Bahtiyar ve Rıza, tebdili kıyafet gezen Karaman Paşa'nın oyununa düşerler.

İkinci Bir Şans
Oscar ödüllü yönetmen Susanne Bier'in yönetmen koltuğunda oturduğu İKİNCİ BİR ŞANS / A SECOND CHANCE'in başrolünde Game Of Thrones'un yıldızı Nikolaj Coster-Waldau var.
Tecrübeli polis Andreas, güzel eşi Anna ve yeni dünyaya gelen bebekleri ile mutlu bir hayat sürmektedir. Andreas, ortağı ve yakın arkadaşı Simon ile beraber bir gün bir aile içi şiddet suçuna müdahaleye gider. Eski bir mahkum olan Tristan ile kız arkadaşı Sanne'nin de Sofus adlı bir bebeği vardır. Sağlıksız bir ortamda fazlasıyla ihmal edilmiş olan bu bebeği kurtarmak için Andreas elinden geleni yapar ama kanunların bu duruma karşı yapabileceği pek bir şey yoktur. Bu olay, kritik bir karar vermek zorunda kalan Andreas'ın bütün hayatını ve adalet kavramına bakışını derinden etkileyecektir.

Ma Ma
Penelope Cruz'un başrolleri İspanyol sinemasının ünlü isimleri Luis Tosar ve Etxeandia'yla paylaştığı Ma Ma'nın yönetmen koltuğunda Kutup Çizgisi Aşıkları ve Sex and Lucia filmlerinden tanıdığımız Julio Medem oturuyor.
Bir ilkokulda öğretmenlik yapmakta olan Magda, meme kanserine yakalandığını öğrenir. Daha önce de yakalanıp iyileştiği hastalığın bu kez epeyce ilerlediği ortaya çıkar. Magda yaşadığı bu zor günlerde en yakınlarının neşesine güvenmektedir: Bunlar, 10 yaşındaki futbol delisi oğlu, bir türlü şarkı söyleyemeyen jinekoloğu ve karısını ve kızını bir kazada kaybeden ve Magda'nın hayatına aniden giriveren bir adamdır
Hayattan alabildiğince keyif almanın derdinde olan Magda, bunu yanındakilere de geçirmek ister. Kendisine 6 aylık ömür biçildiği gün hamile olduğunu öğrenir ve kaderini değiştirmeye karar verir.

Hayatın Kendisi
Tarihin en ünlü film eleştirmeni Roger Ebert'in sinemadan daha fazla sevdiği tek şey hayatın kendisidir. "Hoop Dreams", "The Interrupters" gibi ödüllü filmleriyle tanıdığımız, belgesel sinemanın ustalarından Steve James'in kamera arkasında olduğu "HAYATIN KENDİSİ / LIFE ITSELF", sinema tutkunlarını efsane eleştirmenin hayatına dair samimi ve duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.
Kariyerine 25 yaşında Chicago Sun-Times'ta başlayan, film eleştirmenliğinin ciddiye alınması ve kurumsallaşmasında öncü bir rol üstlenen, bütün eleştirmenlerin kullanacağı bir yöntem olacak yıldız sisteminin yaratıcısı Ebert'ın son yıllarında blog'unda kaleme aldığı otobiyografisi, "Life Itself: A Memoir" adıyla kitaplaşmıştı. Bu kitaptan yola çıkan film, Roger Ebert'in sinema tarihinin yarısına yayılan serüvenine odaklanıyor.

Dedemle Bu Yaz
Jean Reno'yu üç gencin dedesi rolünde izleyeceğimiz, Dedemle Bu Yaz'ın yönetmen koltuğunda filmin senaryosunu da yazan Rose Bosch oturuyor.
Bir yaz tatilinde, Lea, Adrien ve küçük kardeşleri Theo, seneler öncesinde yaşanmış bir tartışma nedeniyle hiç görmedikleri dedeleri Paul'ü (Jean Reno) ziyaret etmek için Provence'de oturan adamın yaşadığı eve giderler. Ne var ki bu ziyaret hiç de bekledikleri gibi rüya tatiline dönüşmez. Çünkü anne ve babaları boşanmanın eşiğindedir ve baba evi terk etmek üzeredir. Bu olaylar sonrası her birinin tatili başka bir kaosa doğru sürüklenmeye başlar.

Sibirya Mafyası
İtalyan Yönetmen Gabriele Salvatore'nin yönettiği filmin konusu Nikolai Lilin'in (1980) Siberian Education romanından esinlenmiştir.
Sovyetler Birliği zamanındaki Güneybatı Rusya'dayız. Güvenlik nedeniyle zulme uğramış topluluklardan oluşan suçluların olduğu bölge çeşitli etnik gruplardan gelen varoş suçluların kontrolü altına girmiştir. Bunların içlerindeki en fakir ama en korkunç grup ise hiç şüphesiz Sibiryalılardır.

Havana'ya Dönüş
Havana'da gün batımı, 5 arkadaş sabaha kadar sürecek koyu bir sohbete dalar.
Amadeo Madrid'de tam 16 yılını sürgünde geçirmiştir. Aradan geçen bunca zamandan sonra Havana'ya dönen Amadeo bir gün batımında 4 eski arkadaşıyla buluşur. Şafağa kadar konuşacak çok şeyleri vardır
Kübalı edebiyatçı Leonardo Padura'nın romanından uyarlanan filmin yönetmenliğini Altın Palmiye'li sinemacı Laurent Cantet üstleniyor.

Yeni Kız Arkadaşım
Kariyerinde tam 26 Ödül ve 45 adet Ödül Adaylığı bulunan usta yönetmen François Ozon en son filmi "The New Girlifriend - Yeni Kız Arkadaşım" ile yepyeni bir aşk hikayesini seyircileriyle buluşturuyor.
Claire, en yakın arkadaşı Lea'nın ölümünün ardından derin bir depresyona girer. Ancak hayatında kalan son arkadaşının kocasıyla sürpriz bir şekilde tanışınca hayata tutunması için yepyeni bir sebep doğacaktır.

Pasolini
Şair, yönetmen, gazeteci ve aydın Pasolini'nin ölümüne ışık tutan filmin yönetmen koltuğunda Abel Ferrara oturuyor.
Gizem, Pier Paolo Pasolini 1975 Kasım'ında, korku ve tutkunun hüküm sürdüğü, yoz ve bitik bir İtalya'da vahşice öldürüldüğünden bu yana ortadan kalkmadı. Şair, yönetmen, gazeteci ve aydın Pasolini, İtalyan sanat ve siyaset çevrelerinin en tanınmış ve aynı zamanda en tartışılan isimlerinden biriydi. 1975'te Roma yakınlarında bir plajda, kendi arabasıyla ezilerek öldürüldüğünde bazı söylentiler ve zanlılar ortaya çıktı ama gerçek katil ne belirlendi ne de cezalandırıldı. 2005 yılında, bazı yeni kanıtların ele geçmesiyle vaka dosyası yeniden açıldı. Abel Ferrara, siyaset ve sinema tarihini bir arada ele aldığı, prömiyerini Venedik'te yapan son filminde işte bu karanlık olaya ışık tutmaya calışıyor.

Geronimo
Tony Gatlif'in kendi hayatından esinlendiği film, yönetmenin önceki yapımlarında olduğu gibi müzikal ve sanatsal tınılar barındırıyor.
Fransa'nın güneyinde, sıcak bir ağustos gününde, gönüllü sosyal hizmet yapan genç Geronimo, St. Pierre mahallesinde yaşayan iki grup gencin birbirine dalaşmaması için kolları sıvamıştır. Herşey gayet yolunda giderken, mahallede yaşayan Türk bir genç kız, görücü usulü evleneceği genç yerine, bir çingene olan sevgilisiyle beraber kaçınca ortalık ayağa kalkar. İşleri yatıştırmak Geronimo'ya kalmıştır.

İçimdeki İnsan
Çocukluğundan beri çektiği her türlü acıya ve haksızlığa karşın "İyi" kalmaya direnen bir insanın dramı.
Gazeteci-yazar Nuri (Suavi Eren ) , uzun yıllar sonra doğup büyüdüğü taşra kentine gelir. Amacı, babadan kalan bir bahçeyi satıp İstanbul'a geri dönmektir. Kentte eski arkadaşı Sabri (Vedat Erincin) ile karşılaşır. Sabri yıllardır bir devlet dairesinde çalışan sıradan, küçük bir memurdur. Yazar'ı biraz soğuk ve tereddütlü karşılar. İki eski arkadaşın gençliklerinde pek te mutlu ayrılmadıkları hissedilir. Yazar ise onunla buluşup konuşmayı teklif eder. Yazar kent yakınlarındaki köyde arsasının satışını gerçekleştirir. Sabri ise çalıştığı devlet dairesinde nedeni bilinmeyen bir psiko-travma geçirmektedir. Ansızın eline geçirdiği ağır bir nesne ile şefinin kafasını parçalar. Dairedeki iş arkadaşları Nejla ( Şebnem Bozoklu) , Hulusi ( Rıza Sönmez) ve diğerleri dehşet içindedir. Yazar, Sabri ile tutuklandığı mahkeme binasının bir odasında kısa bir süre görüşmek fırsatını bulur. Sabri hâkimin cinayeti neden işlediğine dair sorularına cevap vermemiştir. Yazar arkadaşına ise adeta bir sır verir gibi "Ben şefi değil bir fareyi öldürdüm." der ve tekrar suskunluğa gömülür. Yazar Nuri İstanbul'a dönmeye hazırlanırken Sabri'nin hapishanede intihar ettiği haberi gelir. Yazar Nuri Sabri'nin ölümü üzerine orda kalmaya ve Sabri'nin esrarengiz cinayetinin ve ardından intiharının nedenlerini bulmaya karar verir. Sabri ile ilgili anılar bir araya geldikçe, karşılaştığı her türlü acıya karşın "iyi" olmaya ve "iyi" kalmaya direnen bir insanın trajik hikâyesi ortaya çıkar. Bu hikayede yazarın da bir yeri vardır. Fareler yaşamı boyunca Sabri'nin göğsünden inmemişlerdir. O bir fareyi öldürmüştür!

Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız
2009'dan bu yana çektiği kısa filmlerle adından söz ettiren Ana Lily Amirpour, daha önce 8 dakikalık bir kısa film olarak çektiği "Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız" yönetmenin ilk uzun metraj filmde ölümün ve yalnızlığın kol gezdiği, İran'nın hayalet kasabası Bad City'ye, musallat olan yalnız bir vampir anlatılmakta.
İran'ın Bad City adlı şehrinde tuhaf şeyler yaşanmaktadır. Bu hayalet kasabada fahişeler, uyuşturucu bağımlıları, kadın tüccarları ve daha birçok sefil ruh kol gezmektedir. Ölümün ve umutsuzluğun kol gezdiği bu kasabada bir kadın vampir, kasabanın azılı suçlularının peşine düşer
Arash, babasının uyuşturucu bağımlılığı yüzünden arabasını bir torbacıya kaptırmıştır. Kendisi de bir torbacı olan Arash, arabasını geri almaya gittiğinde adamın öldürüldüğünü görür. Adam, "Kız" adında, şehri lanetli insanlardan arındırmayı amaçlayan bir vampir tarafından öldürülmüştür. "Kız" bir yandan Arash'ın babasını da takip etmektedir. Çılgın bir parti sonrası yolları kesişen ikili, ummadıkları bir aşk yolculuğuna çıkar.

Acemi Çapkın
Fransa'nın Woody Allen'ı olarak tanınan Emmanuel Mouret'in yazıp yönettiği ve başrolünde yer aldığı bu eğlenceli romantik komedinin diğer oyuncuları ise "Son Moda Aşk", "Aşka Şans Ver" filmleri ile tanıdığımız, Fransa'da büyük bir hayran kitlesi olan güzel oyuncu Virginie Efira ve Fransa'nın yükselişteki yıldızı Anaïs Demoustier.
Kadınlar karşısında iki kelimeyi bir araya getiremeyen utangaç Clément, mucize eseri hayranı olduğu Alicia adındaki güzel oyuncuyla birlikte olmaya başlar. Tam da hayatta başına bir kez gelebilecek bu olayın keyfini sürecekken sevgilisinin oyunlarından birinde genç ve güzel Caprice ile tanışınca tehlike çanları çalmaya başlar. Acemi bir çapkın olan Clément ne kadar uzak durmak istese de, Caprice'in ona olan ilgisi gitgide artar. En yakın arkadaşı Thomas'tan tavsiye isteyen Clément, olaylara onun da dahil olmasıyla kontrolü iyice kaybedecek, tesadüflerin ve yanlış anlamaların arasında doğru yolu bulmaya çalışacaktır.

A Most Violent Year
1981 New York'unda geçen suç dramasında yönetmenlik koltuğunda "Oyunun Sonu" ve "Sona Doğru" ile bilinen J.C. Chandor var.
1981 yılının kış ayında New York, suçun ve yozlaşmanın içinde çürümektedir. Şehir tarihinin en vahşet dolu yılını yaşamaktadır. Özellikle, bir göçmen olan Abel, oraya yerleşmek, kapitalist yaşama ayak uydurmak için kendi ve ailesinin hayatını büyük bir tehlikenin içine sürüklemektedir. Ancak ne olursa olsun Abel'ın önceliği ailesini her türlü tehdite karşı savunmaktır.

Turist
Kayağa giden İsveçli ailenin tatili, çığ düşmesi sonucu sekteye uğrar. Bu olaya karşı gösterilen reaksiyonlar ise ailenin kendini sorgulamasına neden olur.
Yoğun iş temposuna ara vererek, çocukları ve eşiyle beraber tatil yapmak amacıyla, Fransa'nın Alp dağlarına kayağa giden Tomas, bir öğle yemeği esnasında hiç beklemediği bir olayla karşılaşır. Bulundukları otelin üstüne çığ düşmesiyle paniğe kapılan Tomas, ailesini bırakıp kaçarken karısı Ebba çocukları kurtarma derdindedir. Bu hareket, çiftin tüm evliliklerini sorgulamasına ve Tomas'ın ailenin reisi pozisyonunun sallanmasına neden olur.

Rosewater
Amerika'da oldukça sevilen "The Daily Show" adlı programı sunan John Stewart'ın ilk yönetmenlik denemesi olan film, İran asıllı Kanada'lı gazeteci Maziar Bahari'nin İran ordusu tarafından, casusluk yaptığı gerekçesiyle hapse atılmasının hikayesini anlatıyor.
Konusu gerçek bir hikayeye dayan filmde, gazeteci yazar Maziar Bahari, İran'a mesleğini yapmak üzere gittiğinde, İran ordusu tarafından casus olarak suçlanır ve hapse atılır. Amerika ve CIA için casus yaptığı düşünülen gazeteci tam 118 gün boyunca işkence görerek ordunun elinde tutulur.

Beden
Bir önceki filminde Berlin'de Teddy Ödülü kazanan Malgorzata Szumowska, bu kez Berlin'de En İyi Yönetmen Ödüllü yeni filmi Beden de, birkaç kayıp ruhun hikâyesini anlatıyor.
İşi başından aşkın bir savcının son zamanlarda aklını en çok meşgul eden şey kızıdır. Annesinin ölümünün ardından kendini toparlayamayıp anoreksiyaya yakalanan Olga'yı bir rehabilitasyon merkezine yatırmıştır. Mantığa ve bilime sıkı sıkı bağlı olan savcı birkaç cinayet davasıyla ilgilenirken kızının kaldığı merkezde ölülerle iletişime geçtiğini iddia eden Anna, Olga'nın öteki dünya ile iletişim kurarak üzerindeki yükü atacağına inanmaktadır. Savcı, son çare olarak mantığının tersi yönde hareket etmeye karar verir

Terkedilmiş
Herkesin kendi hayatından kesitler bulacağı, Terk edilmişlik hissiyatını ön plana çıkaran, göçmen bir ailenin organ mafyası ile yaşadığı dramı konu alan "Terkedilmiş" filmi, adına uygun olarak İzmir'de terk edilmiş bir sanatoryumda geçiyor.
Film, ülkesindeki savaştan kaçarken çocuğu ve annesi dışında tüm ailesini kaybeden, yaşamlarını devam ettirebilmek ve hayata tutunabilmek için bir kadının yaşadığı dram ile yaşlı bir babanın oğlunu yaşama döndürebilmek için verdiği amansız yaşam mücadelesini konu alıyor.

Bay Turner
Bu senenin en çok konuşulan İngiliz filmi olan Mr. Turner'da, İngiliz orta sınıfını anlattığı filmleriyle tanıdığımız Mike Leigh, 19. yüzyıl İngiliz ressamı Turner'ın hayatının son 25 senesini anlatıyor.
Babasının ölümüyle sarsılan, evin bakıcısı tarafından sevilen ama aynı zamanda bu süre zarfında cinsel istismara uğrayan, bir leydi ile dost olan ve sonuç olarak onunla Chelsea'de yaşamaya başlayan Turner, tüm bu hayatında olup biten karmaşanın yanında aslında çok büyük bir yeteneğe sahiptir. Resim yapmak, gezi keşiflerine çıkmak, hatta genelevleri ziyaret etmek, gemilerle denizlere açılmak, üst sınıfın arasına girmek gibi birçok değişik aktivitede bulunması onu diğer ressamlardan farklı kılmış, ve hem kraliyetin hem de halkın eserlerini takdir etmesini sağlamıştır.

McFarland
Daha önce, Tek Başına (North Country) filmiyle tanıdığımız Niki Caro'nun yönetmen koltuğuna oturduğu yapımın başrolünde usta oyuncu Kevin Costner yer alıyor.
Deneyimli bir koç olan Jim White, hayatında bir süredir bazı problemlerle mücadele etmektedir. Yaşadığı birtakım talihsiz olaylardan dolayı California'nın en fakir bölgelerinden olan McFarland'a yerleşir. Jim White burada, genç lise öğrencilerinin spora olan yatkınlıklarını keşfeder ve onların saklı kalmış potansiyelini ortaya çıkartmak ister. Gençleri bir yarışmaya hazırlayan White, onlara hayatlarının fırsatını da sunacaktır.

Ölüm Fısıltısı
İrlanda yapımı korku filmi, Ölüm Fısıltısı'nın başrolünde Rupert Evans, yönetmen koltuğunda ise Ivan Kavanagh oturmakta.
Film arşivciliği yapan David , karısı Alice'in kendisini aldattığından şüphelenmektedir. David'in sıkıntıları, yaşadıkları evin geçmişte vahşi bir cinayete sahne olduğunu öğrenmesiyle farklı bir boyut alacaktır.

Taksi Tahran
Tahran'da bir taksi şöförünün bir günü anlatılıyor.
Sarı bir taksi Tahran'ın renkli ve coşkun sokaklarında ilerliyor. Birbirine çok zıt olan yolcular taksiye biniyor. Her biri samimi bir şekilde kendi düşüncelerini ifade ederken şoför aynı zamanda da yönetmenden başkası olmayan Jafar Panahi tarafından röportaj yapılıyor. Kamerasını arabanın ön panosuna yerleştirmiş yönetmen mobil film stüdyosu ile İran'ın ruhunu bu komik ve dramatik yolculuk ile yakalıyor.

Prenses Kaguya Masalı
Bizleri Ruhların Kaçışı'ndan, Prenses Mononoke'ye heyecanlı pek çok hikâyeyle tanıştıran Japon animasyon şirketi Studio Ghibli'nin projesi olan Prenses Kaguya Masalı, yönetmen Isao Takahata'nın 8 yıllık emeğinin ürünü. 2014 Oscar Ödülleri'ne "En İyi Animasyon" dalında aday gösterilen film, "Bambucu Masalı" ismindeki ünlü Japon masalından sinemaya aktarıldı.
Bir zamanlar, fakir bir orman köyünde yaşlı bir oduncu yaşarmış. Geçimini kestiği bambuları satarak kazanan oduncunun, yaşlı karısından başka kimsesi yokmuş. Yine bir gün ormanda bambu kesmekle uğraşırken yerden bir bambunun filizlendiğini ve çabucak büyüdüğünü görmüş. Merakla bambunun yanına gidince, bambunun tomurcuklanıp açıldığını ve içinden minik bir prenses çıktığını fark etmiş. Şaşkınlık içindeki oduncu bu minicik prensesi evine götürmüş. Avcunun içinde sakladığı prensesi karısına gösteren oduncu, prensesin birdenbire bir bebeğe dönüştüğünü görünce şaşkınlıktan neredeyse küçük dilini yutacakmış! Diğer bebeklerden farklı olan bu bebek, hızla büyüyerek oduncunun bambu filizinin içinde görmüş olduğu prensese dönüşmüş - ama bu kez gerçek boyutlarda! Yıllar geçerken, küçük prensese öz çocukları gibi bağlanan oduncuyla karısının aklında tek bir soru varmış: Bu güzeller güzeli kız aslında kimdir ve nereden gelmiştir?

Sakin Batı
Indie rock grubu Beta Band müzisyenlerinden John Maclean'in bu ilk filmi, gerçeküstü bir yolculuk, çağdaş bir Western kahramanlık hikâyesi ve yönetmen Maclean'in tarifiyle "masalsı dönemeçlerle dolu, Avrupai bir yol filmi".
Varlıklı bir İskoç aileden gelen 17 yaşındaki Jay (Kodi Smit-McPhee) , bir kaza sonucu İskoçya'yı terk etmek zorunda kalan sevdiği kadın Rose'un peşinden Vahşi Batı'ya yola çıkar. Suçun yasa haline geldiği Vahşi Batı'da amacını tek başına gerçekleştiremeyeceğini kısa sürede anlar ve gizemli kovboy Silas'ın (Michael Fassbender) onu hedefine ulaştırmasına razı olur. Yolculuk boyunca karşılaştığı şiddet, dalavere ve türlü türlü tehlike ona, Amerika'nın masum insanlara göre olmadığını gösterir.

Aşkopat
Aşkopat, yetimhanede büyümüş ve birbirlerine çok bağlı üç arkadaşın deli dolu hikayesini konu alıyor.
Emre, Salih ve Duman isimli 3 sağlam arkadaş, yetimhaneden kaçınca bütün yaşamları değişmeye başlar. Yetimhaneden beraber ayrıldıkları zamandan beri hep beraber takılırlar, yaptıkları yasa dışı işler nedeni ile yakalanır ve mahkemeye çıkarılırlar. Aralarındaki Emre isimli genç o kadar iyi niyetlidir ki, yapılan her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatır, daha önce işlenen suçları da anlatınca iyi niyetten 1 sene ceza yerler. 1 yıl dolar, 3 arkadaş hapisten çıkmıştır, bir daha yapmamaya yemin ederek farklı işler denerler, lakin her işi ellerine yüzlerine bulaştırırlar. Hadise isim çok güzel bir kız ile tanıştıktan sonra hayatlarının yönü değişmeye başlar. Eskiden yaşanan aşklar ile hesaplaşma zorunda kalan arkadaşlar, bu durumdan kurtulmak için bir yol ararlar.

Aşka Özgürlük
Başrollerinde Julianne Moore, Ellen Page, Steve Carell ve Michael Shannon gibi oyuncular bulunan Aşka Özgürlük'ün yönetmeni ise Peter Sollett. 2008 senesinde Oscar ödülü alan kısa belgesele dayanan Aşka Özgürlük, Laurel Hester ile Stacie Andree'nin gerçek aşk hikâyesiyle eşitlik, adalet ve medeni haklar mücadelesini anlatıyor.
New Jersey polis teşkilatında görevli olan teğmen Laurel Hester ve partneri Stacie Andree'nin mutlu birliktelikleri Hester'a kanser teşhisi konulmasıyla alt üst olur. Hester'ın son isteği tüm varlığının Andree'ye kalmasıdır. Ancak o yıllarda pek de kabul görülmeyen ilişkileri nedeniyle, devlete ve önyargılara karşı omuz omuza verip mücadele etmeye karar verirler.

Fal
Yazarı ve yönetmeni Ünal Çeken olan Fal, Ankara Ortaoyuncuları Tiyatrosu, Kültür Bakanlığı ve Balıkesir-Balya halkının emeği ile Sinemedya Yapım tarafından çekimleri yapılmış komedi-aksiyon türünde bir eser olarak izleyicinin beğenisine sunuluyor.
"Melek" fal bakma maharetiyle mahallelinin bir nevi sosyal aktivitesi ve eğlencesi olarak karakterize edilmiştir. Fakat bunu paraya çevirme yolunu ve şansını gören mahalleli, olayları tapınma boyutuna taşıyacak kadar mitleştirir. İlerleyen süreçte siyaset, mafya paranın ve gücün daha kolay kullanılabilmesi için işin içine girer ama Melek'in tüm derdi Hüseyin ile evlenebilmektir.

Gizli Kusur
Paul Thomas Anderson, yedinci filminde 70'lerde yaşamış uyuşturucu bağımlısı bir dedektifin zihnine giriyor. Joaquin Phoenix yılın en çok konuşulan performanslarından biriyle karşımıza çıkarken, ona Josh Brolin, Reese Witherspoon, Katherine Waterston, Eric Roberts ve Maya Rudolph eşlik ediyor.
Özel dedektif Doc Sportello'nun eski eşi aniden ortaya çıkıp o sıralar aşık olduğu emlak milyarderi sevgilisinin, karısı ve onun erkek arkadaşı tarafından kumpas kurularak tımarhaneye kapatılması planıyla ilgili bir hikaye anlattığında... işler sarpa sarar. Saykodelik 60lı yılların sonudur ve o yılların paranoyası gündelik hayata hakimdir. Doc, "sevgi" sözcüğünün o dönemde yaygın olan "trip" ve "müthiş" kelimeleri gibi biraz fazla yaygın kullanıldığının farkındadır ancak bu sözcük genelde beraberinde belayı getirmektedir. Sörfçüler, dümenciler, keşler, rockçılar, cinayet manyağı bir tefeci, LA emniyeti dedektifleri, gizli görevde bir tenor saksofoncu, dişçilerin vergiden yırtmak için hayal etmiş olabileceği Altın Diş olarak tanınan gizemli bir varlık gibi envai çeşit karakter filmde yer alıyor. Tüm bunlar Kaliforniya'nın karanlık, kısmen halüsinojen atmosferinin bir parçası ve hepsi de gerçek hayatın çok ötesindeki Pynchon tarzı karakterlerin birer yansıması.

Öldürmenin 3 Yolu
Kriv Stender'ın yönetmeliğini yaptığı Öldürmenin 3 Yolu, aşk, ihanet ve cinayetin iç içe geçtiği kara komedi tarzında bir aksiyon ve gerilim filmi.
Profesyonel kiralık katil Charlie Wolfe, bir adamın onu aldatan karısını öldürmek için kiralandığında ne kadar karmaşık bir işin içine girdiğinin farkında değildir. Charlie kendini bir anda hırsızlıklar, aldatmalar, kaçırılmalar ve kovalamacalarla dolu olaylar zincirinin içinde bulur.

Neden Tarkovski Olamıyorum...
Film, sinemasına hayran olduğu büyük usta Andrey Tarkovski'ye özenen ama kısıtlı olanaklarla günümüz Türkiyesi'nin popüler yapımlarında çalışmak zorunda olan bir yönetmenin iç dünyasını ve sinema ortamındaki çelişkileri ince bir mizahla ele alıyor.
Hayatını halk şarkılarının anlattıkları öykülerden esinli ucuz TV filmleri yaparak geçiren 35 yaşındaki hevesli yönetmen Bahadır'ın idolü Tarkovski gibi filmler yapma hırsı arasında çok engel vardır. Diğer taraftan, Bahadır görkemli filmlerinin ilkini yapmak için gereken parayı bulmak için uğraşmaktadır ve bu da senaryosunu konuşmak için her kapılarını çaldığında hayal kırıklığıyla döndüğü yapımcılar ve diğer yönetmenlerle görüşmesi anlamına gelmektedir.

Güneş Tepedeyken
Dalibor Matanic'in yazıp yönettiği "Güneş Tepedeyken", 2015 Cannes Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'nü kazanmıştı.
Jelena ile Ivan, Natasa ile Ante, Marija ile Luka'nın aşkları Bosna Savaşı'ndan sonra otuz yıla yayılmış tek bir aşkın hikayesi. Küçük bir kasabada birlikte yaşayan iki milletin birbirine duyduğu nefretin engel olduğu bir imkansız aşk hikayesi Güneş Tepedeyken.

Paramparça
Başrollerinde Jennifer Connelly ve Cillian Murphy'nin bulunduğu Aloft, yaklaşık 20 yıl sonra, zor durumdaki bir annenin terketmek zorunda kaldığı oğluyla yüzleşmesini konu alıyor.
Paramparça (Aloft), çocuklarına bakmak için çırpınan Nana Kunning'in (Jennifer Connelly) dünyaca ünlü bir sanatçı ve şifacıya dönüşmesinin hikayesi. Nana'nın, oğlu Ivan'ı (Cillian Murphy) terk edip gitmesinin üzerinden 20 yıl geçmişken, genç bir gazeteci (Mélanie Laurent) Ivan'ın izini bulunca, anne oğulu buluşturmayı ve bunun için dünyanın öteki ucuna gitmeyi kafasına koyar. Bu yolculuk onları hayatlarını sorgulamalarına ve aralarındaki mesafe ve yollarına çıkan engellere rağmen hayatı hakkını vererek yaşamalarına teşvik edecektir. Şifa, sıcaklığını dünyanın en soğuk köşesine bile götürür.

Toprağın Tuzu
Belgesel, yakın tarihteki uluslararası uyuşmazlıklara, açlığa ve toplu göçlere tanıklık eden dünyaca ünlü fotoğrafçı Sebastiao Salgado'nun, gezegenin güzelliğini, el değmemiş toprakları, vahşi hayvan ve bitkileriyle muazzam insanlık manzaralarını keşfetme öyküsünü anlatıyor.
Fotoğrafçı Sebastio Salgado, oğlu Juliano ile çıktıkları bir seyahate, dışarıdan üçüncü bir bakış açısı olarak Wim Wenders'ın da eşlik etmesini isteyince, Wenders bu seyahatleri belgesel filmi yapmaya karar verir. Belgesel, bir fotoğrafçının çalışmasını hayata geçirdiği sırada baba-oğul ilişkisine ve Salgadoların aile yaşantısına da değinen dokunaklı bir çalışma.

Kıvırcık: Ay Macerası
Aya gitmeyi kafaya takmış kara koyunun hikayesini anlatan, Kıvırık: Ay Macerası'nın yönetmeni Francis Nielsen.
Bir çiftlikte yaşayan hayvan dostlarımız arasında Blacky adında siyah kıvırcık bir koyun vardır. Onun en büyük takıntısı ise bir şekilde aya gitmektir. Blacky arkadaşlarıyla birlikte benzersiz bir yolculuk için hazırlıklara başlar. Bu yolda onları müthiş maceralar beklemektedir.

Kahin'in Kızı
Yönetmenliğini Kenneth Kainz'ın yaptığı Kahin'in Kızı,fantastik bir dünyada yaşayan, annesi gibi baktığı kişilerin ruhlarını gören Dina'nın hikayesini anlatıyor.
Dina, küçük yaşına rağmen, istemese de annesinin genlerini almış ve ruhları okuyan bir kahin olmuştur. Bu yetenek, annesi için bir lanet olmuştur. Bir gün kral soyundan bir kişinin öldürülmesiyle ilgili tanığın sorgulanması için saraya çağrılan Dina'nın annesi olaya dahil olmak istemez ve bu yüzden zindana atılır. Bunun üzerine işin aslını çözmek Dina'ya kalır.

Yak: Sevimli Dev
Tayland yapımı çizgi film, iki farklı robotun bir araya gelip, yaratıcılarını bulmak için atıldıkları macerayı konu alıyor.
Büyük bir savaştan sonra çorak bir araziden dolaşan Na Kiev oldukça dev bir robotken, hafızasını kaybetmiş ve ince bir teneke yığınından ibaret Jao Phuek ile karşılaşır. Birlikte tüm robotların yaratıcısını bulmak için, metal temizleyiciler tarafından doldurulan çölde yola çıkarlar.

Kanunun Kuvveti
70'ler Marsilya, ABD'ye uyuşturucu ithal eden en büyük yer ve dünyada uyuşturucu trafiğinin en yoğun olduğu bölgelerden biri. Gerçek hikayeden uyarlanan film, tüm zamanların en büyük uyuşturucu organizasyonunu ve bu şebekeyi ortadan kaldırmak için yapılanları gözler önüne seriyor.
1975 Marsilya, genç polis memuru Pirere Micheal bölgeye yeni atanmıştır ve organize suçlarla baş etmek ilk hedefidir. Ortadan kaldırmak istediği suç örgütü de tüm dünyaya eroin satışı yapan mafia örgütü French Connection'dır. Tüm uyarılara rağmen olayı kişileştiren ve bu örgütü kökten çözmeye karar veren Pierre Micheal, örgütün başında ki dünyaca ünlü mafya babası Gaetan Zampa'nın hedefi haline gelir. Her ikisi de bir birinden kurtulmak için daha önce denenmemiş olanı denemek zorunda olduklarını anlayacaklardır.

Şeytanın Gözleri
Şöhret uğruna herşey yapılır mı? Time Magazine'in "Lynch ve Cronenberg birlikte film yapsaydı sonuç Starry Eyes olabilirdi" olarak tanımladığı film, Alex Essoe'nun olağanüstü performansı ile de övgü topluyor.
Hollywood'un hırs ve rekabet dolu dünyasında genç ve hevesli bir oyuncu olan Sarah iyi bir rol kapıp başarılı bir film yıldızı olmak için eline gelen her fırsatı değerlendirmektedir. Bir gün karşısına çıkan ve tehlikesinden haberdar olmadığı gizemli bir film yapımcısı ile bir anlaşma yapar. Bu anlaşmanın ardından Sarah kendisini hem gizli bir Hollywood tarikatının hem de geri dönüşü olmayan, esrarengiz, acılı ve lanetli bir yolculuğun içinde bulur.

Yüzündeki Sır
Alman sinemasının son dönemde adını duyurmuş yönetmenlerinden olan Christian Petzold'un yönettiği Yüzündeki Sır'ın başrollerinde Nina Hoss ile Ronald Zehrfeld'i yer almakta.
II. Dünya Savaşı'nın sonrası toplama kampından yüzünde onu tanınmayacak hale getiren yaralarla kurtulan Nelly, bir dizi ameliyat geçirerek yeni bir yüze kavuşur. Bu süreçte ona yardım eden arkadaşı Lene'nin ısrarlarına rağmen yeni bir hayata başlamayı reddeder ve Berlin'de kalarak hakkında duyduklarına inanmak istemediği eşi Johnny'i aramaya karar verir. Karşılaştıklarında Johnny Nelly'yi tanımayacak ve ondan hayatını alt üst edecek bir istekte bulunacaktır.






